Domatia: Hüzün ve mutluluk bir arada

isilgulecIŞIL GÜLEÇ

Söke Belediyesi’nin 13. kez düzenlediği Sanat, Edebiyat ve Kitap Günleri (17-22 Ekim 2016) vesilesiyle yolum Söke’ye düştü. Kitap fuarını gezmek bahanesiyle civardaki birkaç yeri gezme fırsatı da buldum. Fuar, Söke Belediyesi’nin önündeki alanda açık havaya kurulmuş. Kitap fuarı diyorum ama burayı görünce şok oldum aslında. Çünkü bu kadar küçük bir kitap fuarı beklemiyordum. 10-12 stand ancak var. Ben gittiğimde karikatür sergisi açılışı da vardı. O da bir gün kalacaktı. Umarım önümüzdeki yıllarda daha büyük çapta bir kitap fuarı haline gelebilir burası.

Kitap fuarı ve sergiyi öğlene kadar gezdikten sonra Söke’ye bağlı Eski Doğanbey köyüne gitmeye karar verdim. Söke garajından Doğanbey minibüsüne bindim. Saatleri çok sık değil. Minibüsle bu köye ulaşmak bir saat sürüyor. Aracınızla gidecekseniz Söke’yi merkeze almalısınız. Söke’den Milas-Bodrum yoluna devam edip Priene Milet yoluna saptığınızda Atburgazı ve Tuzburgazı köylerinden sonra Eski Doğanbey Köyüne varacaksınız.

eski-doganbey-1Neden bu köyü gezmek istediğime gelirsek; sebebi buranın terk edilmiş bir Rum köyü olması. Köyün eski adı Domatia. Bu köy Dilek Yarımadası’nın güney yamacına dayanmış. Yani Kuşadası Güzelçamlı bölgesinin tam tersi konumda. Samson (Mykale) dağlarının güney yamaçlarına kurulmuş bu köy, deniz manzaralı püfür püfür havası olan bir yerde.

Köyün tarihine değinecek olursak, Padişah 2. Abdülhamit bu köyü Ege Adalarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ticaret merkezi olarak kurdurmuş. Padişah fermanı ile Sisam, Sakız Adası, 12 Adalar ve Kıbrıs’tan Rum vatandaşlar getirilerek buraya yerleştirilmiş. Bu köyde Rum halkının başlıca geçim kaynakları hayvancılık, bağcılık ve zeytincilikmiş. Hala zeytin ağaçlarının bolluğunu görebilirsiniz. Buradaki evler birbirinden ayrı bir oda ve avludan oluşan şekilde inşa edilmiş. “Domatia” da tek göz oda demekmiş. 30 Ocak 1923’te Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Mübadele Sözleşmesi gereğince burada yaşayan Rumlar Yunanistan’a gönderilip Selanik’te yaşayan Türkler bu köye yerleştirilmiş. Ancak bu köye gelen Selanik göçmenleri orada tütüncülük ile uğraştıklarından bu zeytin dolu topraklara uyum sağlayamamışlar. Devlet de onlara aşağıdaki yeri göstermiş. 1985 yılında bu köyü tamamen boşaltıp Yeni Doğanbey’i kurup oraya yerleşmişler. 1989 yılında ise köy restore edilmeye başlanmış ama restorasyon çok pahalı bir iş olduğundan tam anlamıyla tamamlanabilmiş değil. Buraya Ankara ve İstanbul’dan mimar, öğretim görevlisi gibi mesleklerden kişilerin gelip evleri aslına uygun olarak restore ettikleri söyleniyor. Restore edilen evler gerçekten de çok güzel olmuş. Ama köyde gezerken harabeye dönmüş yapıları da göreceksiniz.

eski-doganbey-7Köyün girişinde 1890’larda hastane, karakol olarak kullanılan, şimdilerde ise Ziyaretçi Tanıtım Merkezi olarak hizmet veren iki katlı binayı göreceksiniz. Kuş müzesi diye de biliniyor burası. Dilek Yarımadası- Büyük Menderes Deltası Milli Parkı olarak da adlandırılan bu bereketli bölgenin planını burada göreceksiniz. Ayrıca bu bölgede yaşayan kuş türleri, kirpi, sansar, pars gibi hayvanların içi doldurulmuş sergisini de bulacaksınız. Görevli burada bulunan hayvanların hiçbirinin sergi amaçlı öldürülmediğini, doğada ölü olarak bulunup daha sonra içlerinin doldurulduğunu özellikle belirtti. Bunu duyunca çok sevindim. Çünkü ülkemizde o kadar çok bilinçsiz avcı var ki doğada nesli tükenmeye yüz tutmuş hayvan türlerini bilinçsizce avlayarak bu türlerin tamamen yok olmasına neden oluyorlar.

Buradaki müzeyi gezdikten sonra tarih ve hüzün kokan dik yokuşlu, Arnavut kaldırımlı taş sokaklı yollarda evlerin arasına dalıp hatıralar arasında kaybolabilirsiniz. Bu köyü betimlemek istersem, inzivaya çekilebileceğiniz, yalnızlığınızı doyasıya yaşayabileceğiniz bir köşe diyebilirim. Köyde yaşayan sakinlerin ve ziyaretçilerin azlığı size bunu hissettirir. Selçuk’a bağlı Şirince köyündeki gibi adım başı dükkan, kafe, insan ile burada karşılaşmanız mümkün değildir. Oranın aksine burada bir bakkal dükkanı bile bulamazsınız. Şirince’nin Türk mimariye sahip evlerine karşın burada Rum mimarisini çok net görürsünüz.

eski-doganbey-9Eğer amacınız biraz inzivaya çekilip hayallere dalmaksa, çiçeklerle ve ağaçlarla dolu, sessizlik yüklü sokaklarıyla bu köy en doğru seçim. Sokakların arasında dolaşın, fotoğraf çekin. Her ne kadar “Fotoğraf çekmeyiniz” diye evlerin pencerelerinde asılı yazılar görseniz de dikkate almayın. Fotoğrafçılık kulüpleri bu akustik ortamda fotoğraf çekmek için buraya özel olarak geziler düzenliyormuş. Kediler de çok fazla burada. Duyduğuma göre kediler uzak yerlerden çuvallara doldurularak getirilip buraya bırakılıyormuş. Gördüğüm kadarıyla onlar da halinden hoşnut, çünkü bakımlı ve sakin görünüyorlar. Kedilerle aranız iyiyse işte size burayı gezmek için bir neden daha. Ayrıca doğaseverlere de hitap eden bir yer burası. Likya yolunu işaret eden tabelalar var. Doğanbey-Karina yürüyüş yolu bu bölgede. Güzelçamlı’dan buraya ya da tam tersi istikamette yürüyüşler yapılıyormuş. Yakınlarda Şorlak Şelalesi varmış ama ben göremedim.

eski-doganbey-5Bu güzel evlerin, yıkık harabelerin arasında dolaştıktan sonra karnınız acıktıysa burada sadece Mola Kafe var. Köyün manzarasına hakim bir yerde. Tost, gözleme gibi aperatif şeyler yiyebilirsiniz. Ama karnınız iyice acıktıysa buraya 6 kilometre uzaklıktaki Karina sahilindeki balıkçılarda balık yemelisiniz bence. Hatta sıkı bir yürüyüşle buraya gelip iyice acıkın ki balıkların lezzetine varın. Karina, Dilek Yarımadası’nın en uç noktası. Tam karşısında Sisam (Samos) adası bulunuyor. Bu manzara ile günbatımının keyfine varın. Böylece dopdolu ve mutlu bir gün geçirmiş olmanın huzuruna varacaksınız. Yeni rotalarda buluşmak dileğiyle gezi ile kalın.

Nerede kalınır: Maalesef ev pansiyonculuğu ya da butik otel burada mevcut değil.

İlginizi çekebilir: Ege’nin Cennet Köyleri

 

Foto galeri (Işıl Güleç):

Bir Cevap Yazın