Bu şehirlere gitmeden önce, bu yazarları mutlaka okuyun

“Bu şehir, yarı-deli insanların şehri… St. Petersburg, bir insanın ruhunda bu kadar fazla kasvetli, haşin ve tuhaf etkiler bulabileceğiniz çok az şehirden biridir.”

Dostoyevski, meşhur romanı Suç ve Ceza’da St. Petersburg şehrini böyle tanımlar. Büyük ve kadim kentler, onları anlatan yazarlarla ve romanlarla var olmuştur. Bu kentlere seyahat etmeden önce bu kitapları okumak, insana farklı ve asil bir bakış açısı kazandırır. Peki hangi şehre seyahat etmeden önce hangi kitabı okumalı? İşte bir dizi öneri…

01-beyrut
Beyrut

Beyrut – Doğu’dan Uzakta, Amin Maalouf

Orta Doğu’daki neredeyse tüm liman kentleri kendilerini “Küçük Paris” olarak tanımlar. Ancak bize göre bu tanımlamayı hak eden birkaç şehirden biri, Beyrut’tur. Beyrutlu Fransız yazar Amin Maalouf, Levant’ın tamamını ve Akdeniz çanağının kendine has kültürünü anlattığı romanlarıyla tanınan bir sanatçı. Son dönem eserlerinden Doğu’dan Uzakta, bir arkadaşlarının cenazesi için dünyanın dört bir yanından gelerek Beyrut’ta yeniden buluşan dostları anlatıyor.

St. Petersburg
St. Petersburg

St. Petersburg – Beyaz Geceler, Dostoyevski

St. Petersburg’un ruhunu kim Dostoyevski’den daha iyi yansıtabilir? Âşık olduğu kadının peşinde geçen dört uzun St. Petersburg gecesini anlatan hikâyesinde Dostoyevski, bu büyülü kenti canlı biçimde hissetmenizi sağlar.

New York
New York

New York – Brooklyn Çıngınlıkları, Paul Auster

New York’u anlatan çok yazar ve çok kitap var. Ancak çağdaş Amerikan yazarlarından Paul Auster, New York’un ruhunun en samimi biçimde var olduğu Yahudi semti Brooklyn’den bakıyor kente.

Prag
Prag

Prag – Dava, Dönüşüm veya Milena’ya Mektuplar… Kafka’nın herhangi bir kitabı

Prag demek Kafka demektir. Şehrin her yerinde bu büyülü yazarın izlerine rastlarsınız. Ve eğer bugüne dek hiç Kafka okumadıysanız, büyük pişmanlık duyarsınız. O yüzden seyahat planlarınız arasında Prag varsa Dönüşüm’den başlayarak Kafka kitaplarını okuyun vakit kaybetmeden.

Kahire
Kahire

Kahire – Midak Sokağı, Necip Mahfuz

Hayatı boyunca Kahire’de yaşayan Necip Mahfuz, bu kentten hemen hemen hiç ayrılmadı. Kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü’nü almak için dahi çıkmadı şehirden. 1940’lı yıllarda kaleme aldığı Midak Sokağı, Mahfuz’un en ünlü ve Kahire’yi en muhteşem anlattığı romanı.

Washington, District of Columbia
Washington, District of Columbia

Washington DC – Kayıp Sembol, Dan Brown

Gitmeyenler, görmeyenler için DC, kasvetli binalarla dolu sıkıcı bir başkent gibi görünüyor olabilir. Ama aslında hiç de öyle değil. ABD’yi tanımak, Amerikan kültürünü özümsemek için DC’den daha uygun bir kent yok. Üstelik bina olmayan her yerde ağaçlar var bu başkentte. Smithsonian müzelerini, Kongre binasını ve muhteşem Kongre Kütüphanesi’ni gezmek, kültür arayan bir turist için paha biçilmez. İşte tüm bu yapıları gezerken Kayıp Sembol’ü okumuş olmak, size farklı bir bakış açısı kazandıracak.

Havana
Havana

Havana – Kapanda Üç Kaplan, Cabrera Infante

Kendine has yazı diliyle Infante’nin başyapıtı Kapanda Üç Kaplan, devrim öncesinde Küba’nın kültürel ve sosyolojik yapısı en çarpıcı biçimde anlatan romanlardan biri. O günlerin izlerini hala taşıyan Havana’ya yolunuz düşmeden önce bu romanı mutlaka okuyun.

Mikonos
Mikonos

Yunan Adaları – Umarsız Penelope, Yannis Ritsos

Yaşamı boyunca siyasi mücadelesinden ötürü Yunan adalarında sürgün hayatı yaşamış olan şair Ritsos, Yunan toprağını en güçlü anlatan isimlerin başında gelir. 12 Ada’yı uyuyan Yunanlıların cebinden dökülen 12 yıldıza benzeten Ritsos’un şiirlerinde Arşipel’in gerçek ruhunu duyumsarsınız. Yunan adalarına giderken Umarsız Penelope’yi yanınıza alın.

Paris
Paris

Paris – Baudelaire, Paris Sıkıntısı

New York gibi Paris’i de anlatan sayısız yazar ve kitap var. Ancak şehrin sizi yiyip yutmasından kurtulmak için “Sarhoş olun” öğüdü veren Baudelaire, efsanevi Paris’in ruhunu en iyi yansıta şair bizce.

Lizbon
Lizbon

Lizbon – Lizbon Kuşatmasının Tarihi, Jose Saramago

Sıra dışı kurgusuyla Lizbon Kuşatmasının Tarihi, Nobel ödüllü Saramago’nun in ilginç eserlerinden biri. Savaşı anlatan bir tarihçinin bir kelimeyi bilinçli biçimde yanlış yazmasıyla başlayan anlam karmaşası, Lizbon şehrini dünden bugüne her şeyiyle yansıtan bir romana dönüşüyor.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.