Bi’görüp gelmelik: İznik

İznik’i anlatmak için uzun uzun yazmaya gerek yok aslında. Çağdaş Türkçe şiirin önemli temsilcilerinden Turgay Fişekçi, “İznik” adlı şiirinde çok güzel anlatmış:

 

İznik bir Roma şehri olarak kalsaydı

Zenginliğinden yanına yaklaşılamazdı bugün

O görkemli surların içindeki saraylarda

Dünyalara egemen papalar yaşardı

          • • •

İznik bir Bizans şehri olarak kalsaydı

Rumca ezgilerle kıyı lokantalarında sarhoş olanlar

Birbirlerine aldırmadan geçerlerdi daracık sokaklarda

Kara cüppeli papazlarla

          • • •

İznik bir Osmanlı şehri olarak kalsaydı

Sölözlü hafızların sesleriyle parlayan çiniler

Sonsuz dünyalara götürürdü

Her şeyi içlerinde yaşamaya alışkın insanları

          • • •

Bugünkü İznik’te yaşayanlarsa

Habersiz başlarına gelenlerden

Tarlada, bahçede, gölde geçirir günlerini

Geçmişte hiç İznik olmamış gibi

 

Binlerce yılın izlerini taşır İznik. Roma İmparatorluğu’nun önemli kavşağıdır. Bizans döneminin kilit şehridir. 1204’te Haçlılar İstanbul’u ve Ayasofya’yı yağmaladığında imparator ve patrik buraya sığınmıştır. Hatta tarihte bu dönem, İznik İmparatorluğu olarak anılır.

Antik dönemde bir adet vardır: Bir komutan bir şehri ele geçirdiğinde ona karısının adını verir. Milattan önce 300’lü yıllarda Romalı general Lizimahos burayı ele geçirince de böyle yapmış ve kente karısının adı olan “Nikea” ismini vermiş. Bugünkü İznik adı da buradan türemiş.

İlk “ekümenik konsil” İznik’te toplanmış ve bugün Hıristiyanlıkta kabul gören İncil metinleri burada düzenlenmiş.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 11’inci yüzyılda İznik’e Selçuklu Devleti’nin başkenti yapmış.

Ama bugün dünya İznik’i bunlardan hiçbiri ile değil, bir başka özelliğiyle tanıyor: Eşsiz güzellikteki çinileri!

İznik Çinisi

İZNİK ÇİNİSİ

Karahanlılar döneminden beri İznik’te çini atölyeleri faaliyet gösteriyor. Selçuklu ve Osmanlı sanatının harikası bu eserlerin ilk örneklerine bu bölgede rastlanıyor. Şehrin ortasında bir güzellik abidesi olarak duran İznik Yeşil Camii, gerçek bir şaheser. Binlerce yıldır aynı tekniklerle üretilen çinilerden yapılan her türlü objeyi İznik’te satın alabilirsiniz.

İznik Yeşil Camii Minaresi

NERLERİ GÖRMELİ?

Şehre gelmişken görülmesi şart olan o kadar çok eser var ki aslında İznik, “Bi’görüp dönmelik” değil, “uzun uzun kalmalık” bir yer. Öncelikle Ayasofya’yı gezerek başlamalı işe. İstanbul Kapı ve Lefke Kapı’ya uğramalı. Çinileri ve taş kapı süslemeleriyle İznik Yeşil Cami’nin olağanüstü güzelliğini görmeli. İznik Çini Fırınları Kazı Alanı’nı, su kemerlerini, Abdülvahap Sancaktari Tepesi’ni, Sultan Murat Hamamı’nı ve Osmanlı’nın ilk medresesi olan Süleyman Paşa Medresesi’ni mutlaka ziyaret etmeli.

AYASOFYA

Müze ve cami olarak kullanılan Ayasofya, Hıristiyanlık tarihinde oldukça önemli bir yere sahip. 787 yılında 7. Konsilin toplandığı tarihi kilise, İznik’in dört kapısının kesiştiği noktada bulunuyor. Kilise, Orhan Gazi zamanında camiye çevrilmiş. Mimar Sinan da bu camiye bir mihrap ekleyip onarımını gerçekleştirmiş.

I. MURAT HAMAMI VE NİLÜFER HATUN İMARETİ

Ziyaretçilerin çini alışverişi yapabilecekleri bir çarşı ve kafenin de bulunduğu I. Murat Hamamı 2006’da restore edilirken Roma döneminden kalma bir sütunlu yol bulunmuş. Yeşil Cami yolu üzerinde karşınıza çıkacak olan Nilüfer Hatun imareti ise günümüzde İznik Müzesi olarak kullanılıyor.

Lefke Kapı

ANTİK TİYATRO

Marmara bölgesinde bulunan en önemli arkeolojik eserlerden biri, İznik kenti antik tiyatrosu. MS 2’nci yüzyıldan kalma olduğu düşünülen tiyatronun kesme taşları, 8. asırda Arap akınlarından korunmak için yerlerinden sökülüp surların onarımında kullanılmış.

2014 yılında İznik Gölü’nün 20 metre açığında ve 2 metre derinlikte, erken Hristiyanlık mimarisinin özelliklerini taşıyan, 1600 yıllık bir bazilika bulundu.

İZNİK GÖLÜNDEKİ TARİH

Bundan yaklaşık iki yıl önce çok ilginç bir keşif gerçekleşti. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin helikopterle yaptığı bir fotoğraf çekimi sırasında İznik Gölü’nün 20 metre kadar açığında, 2 metre kadar derinde bir bazilika kalıntısını dikkat çekti. Hemen işe girişildi ve benzerine çok az rastlanan bu eser ile ilgili düzenlemelere başlandı. Düzenleme bittiğinde sualtı arkelojisi meraklıları için İznik, müthiş bir atraksiyon noktası haline gelecek.

İZNİK GÖLÜ

İznik bir yüzükse İznik Gölü de bu yüzüğün turkuaz pırlantasıdır. Bölgenin iklimini ve coğrafyasını kendine özgü kılan İznik Gölü, aynı zamanda su sporlarına ve göl turizmine de ev sahipliği yapıyor. Gölde tutulan yayın, sazan, gümüş, sarı balık ve kendine has istakoz ise İznik Gölü’ne nevi şahsına münhasır bir gastronomi kazandırıyor.

İZNİK’TE NE YEMELİ?

Birçok alternatif içinde iki tanesi ön plana çıkıyor: İznik Gölü’ne nazır lokantalarda yayın balığını bir deneyin deriz. Kent merkezinde ise meşhur İznik köftesi sizi bekliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.