İzmir’in yaşayan ruhu: Kemeraltı

Çok kültürlü yapısıyla, birbirine asırlarca hoşgörü ve sevgiyle yaklaşmış her dinden ve ırktan insanlarıyla İzmir, Kemeraltı’nda karakterini bulur. Bu yönüyle Kemeraltı, aslında İzmir’in yaşayan ruhudur

 

ENGİN TATLIBAL

Hakan Kazım Taşkıran’ın kapsamlı çalışması “Kemeraltı’nın İzmir’i” yayınlanana dek, İzmir’in neredeyse 2000 yıllık kadim pazaryeri hakkında derli toplu bir rehberimiz yoktu. Dahası, kabaca Kemeraltı deyip geçtiğimiz yerin nerede başlayıp nerede bittiğini dahi bilmiyorduk. Aslında hala bu konuda tam bir mutabakata varmış da değiliz.

Yaşadığı şehre yabancı binlerce İzmirli, yıllar boyunca Kemeraltı deyince Konak’tan başlayan ve Çankaya’ya dek uzanan Anafartalar Caddesi ve çevresini anladı. Ara sokaklara girenimiz çıkanımız pek olmadı. Üstelik Mezarlıkbaşı’ndan devamla Hatuniye üzerinden Basmane’ye dek uzanan Anafartalar Caddesi’nde yürümeye devam edenimiz de yoktu. Bugün Kemeraltı’nı Basmane’den değil ama Hatuniye’den başlatmak, batıda Eşrefpaşa Caddesi’nin aşağı kısmındaki eski juderia (Yahudi bölgesi) ve Damlacık’ı içine katmak, doğuda ise Fevzi Paşa Bulvarı ile sınırlandırmak kulağa mantıklı geliyor. Bu bölgede kuşaklardan beri var olagelmiş tarihi ve dini yapılar ile esnaf kültürünü ise yavaş yavaş keşfediyoruz. Bu yapılar içinde “Kemleraltı beşlisi” olarak adlandırılabilecek Hisar, Şadırvan, Kestanepazarı, Başdurak ve Kemeraltı camilerinin yanı sıra Natırzade, İkiçeşmelik, Esnafşeyhi, Aliağa, Damlacık, Fettah, Hacı Mahmut ve Odunpazarı gibi sade ama kadim İslam mabetleri de dikkat çeker.

Aynı bölgede 1492’den (ve hatta daha öncesinden) beri yaşayan Yahudilerin inşa ettiği ve en genci 300 yaşında olan sinagoglar da vardır. Bu sinagoglar, adı geçen camilerle yan yana, koyun koyunadır. Biraz yukarıda, Agora’nın hemen üst kesiminde ise Rumlara ait Aya Ioannis Theologos Kilisesi’nin kalıntıları dikkat çeker. Çok kültürlü yapısıyla, birbirine asırlarca hoşgörü ve sevgiyle yaklaşmış her dinden ve ırktan insanlarıyla İzmir, Kemeraltı’nda karakterini bulur. Bu yönüyle Kemeraltı, aslında İzmir’in yaşayan ruhudur.

Esasen unutulmaması gereken nokta, Kemeraltı’nın bir “liman çarşısı” olduğu gerçeğidir. Ortaçağ’dan itibaren İzmir limanına ev sahipliği yapan bölge, bugünkü Hisarönü’nrde, eskilerin (ama çok eskilerin) Halimağa Çarşısı olarak bildiği alandı ve 1400’lerin ilk yarısına dek bu alanda küçük bir koy, bir iç liman vardı. Kemeraltı denen alan ise bu limanın art alanına düşen çarşı bölgesiydi. İzmir limanının önce Pasaport rıhtımına, andından da Punta’da şimdi bulunduğu yere naklinin ardından Kemeraltı bu özelliğini yitirdi.

Bugün Kemeraltı, değişen dünyanın ve ona ayak uydurmaya çabalayan Türkiye’nin içinde var olabilmek için direniyor. Bir sayfalık yazıyla çarşıyı her yönüyle anlatmak elbette olanaksız, ancak söylenebileceklerin hasılı; aldığı göç ve bunu karşılama şekliyle, kadim geleneklerini kılcal damarlarında da olsa yaşatabilmesiyle, AVM istilasına karşın bir şekilde her sosyokültürel sınıftan insanı çekebiliyor olmasıyla Kemeraltı’nın İzmir’i birebir yansıttığıdır.

(Bu yazı daha önce 24.05.2015 tarihinde Ege Meclisi’nde yayınlanmıştır.)

Bir Cevap Yazın