İzmir’de müzik kültürü: Rebetiko ve Mevlevihane

ENGİN TATLIBAL

Önce şu soruyu sormak gerek: “İzmir müziği” diye bir müzik var mıdır?

Vardır ve adı da “rebetiko”dur. Doğu Elen kavminin Ege ırmakları boyunda yaşayan torunları olan Rumlar tarafından Arap halk ezgileri, Seferad Yahudilerinin nameleri ve Türklerin saz geleneğinin harmanlanmasıyla oluşmuştur. Bu haliyle etnik bir tanımın çok ötesinde olup doğduğu toprakların adıyla anılması daha uygundur. O yüzden rebetikoya “İzmir müziği” demekten yanayım. Onu ortaya çıkaran İzmirli Rumların hakkını teslim etmek kaydıyla tabi ki.

Kostas Ferris’in 1983 yapımı Rembetiko filminden bir sahne.

Quentin Tarantino’nun Pulp Fiction filminin çok bilinen müziğini hatırlarsınız mutlaka. Albümde “Misirlou” olarak geçen şarkı, eski bir rebetiko parçasıdır. Doğu Akdeniz’de her ülke sahip çıkar bu parçaya. Rebetiko olduğu için Yunanlar “bizim” derler, hatta 2004 Atina Olimpiyat oyunlarının kapanışında çalınmıştır.

Smyrna Style Trio grubu ve Rosa Eskinazi.

Ancak Misirlou’nun 1920’li yıllarda Atina’da Tetos Demetriades tarafından gerçekleştirilen ilk kaydına bakıldığında Türkçe, Arapça ve Seferad İspanyolcası sözcüklerin kullanıldığını görürüz. Türk müzik dinleyicisi, Misirlou’yu Zeki Müren tarafından 50’li yıllarda seslendirilen “Yaralı Gönül” parçası olarak bilir. Rashid Taha’dan The Black Eyed Peas’in “Pump It”ine dek Misirlou birçok kez farklı ülkelerde, farklı sanatçılarca kaydedildi. Ama dünyaca tanınması, Tarantino’nun kült filmi Pulp Fiction ile oldu.

Bir İzmir rebetikosu olan Misirlou, 2004 Atina Olimpiyat Oyunları’nın kapanışında Anna Vissi tarafından seslendirildi.

Misirlou, bir İzmir rebetikosudur ve bu şehrin dünyaya sunduğu onca armağandan biridir.

● ● ●

Bundan 30 yıl önce hangi sosyolog merak ederdi İzmir Rumlarının müzik kültürünü? Bu konuda yapılmış ve yayınlanmış bir çeviri tutuyorum elimde. 2002 yılında Atina’da asıl mesleği inşaat mühendisliği olan müzik tarihçisi Aristomenis Kaliviotis tarafından yazılan “Smirni i Musiki zon 1900-1922” adlı, Türkçeye “İzmir Rumlarının Müziği” ismiyle çevrilen çalışmadan söz ediyorum. Kitap, Yılmaz Okyay’ın çevirisiyle geçtiğimiz sene YKY tarafından yayınlandı. Ha aldım, ha alacağım derken bir yıl geçti. Nihayet ellerimde bu değerli çalışma. Mutluluk hissi…

Misirlou’nun bilinen ilk kaydı Yunan sanatçı Tetos Demetriades’e ait.

Kitapta, adı geçen dönemde İzmir’de plak ve müzik enstrümanı satan dükkânların ulaşılabilen isimleri ve Yangın öncesi haritasına göre adresleri belirtiliyor. Bunlar arasında yazarın dikkat çektiği yer Eyüp Sabri’nin plak mağazası. Bugün Kemeraltı’nın Başdurak-Şadırvan arasında yer alan ana caddesi olarak bildiğimiz Balcılar Sokağı’nda bulunduğu belirtilen dükkânında Eyüp Sabri Bey’in İstanbul’dan veya Yunanistan’dan edindiği plak kopyalarını sattığı ifade ediliyor. Bunun yanında kitap, Atina ve Londra kaynaklı belgelere dayanarak İzmir’de piyano ve diğer müzik aletlerini satan çok sayıda mağazanın isimlerini ve adreslerini, gazete ilanlarının görselleriyle birlikte sunuyor.

Buna göre Eyüp Sabri Bey, “bir bakım ekibiyle desteklediği fonograf ve plaklar satan organize bir fonograf çeşitleri mağazasına” sahipti. Mağazası Kemeraltı’nın az önce ifade ettiğim Balcılar Sokağı’nın 209 ve 210 numaralı dükkânlarındaydı. Ayrıca Corletti, Burbulos, Yaluris, Podava Kardeşler, Pasquarello, (meşhur İzmirli Ermeni aile ile aynı isimde, belki de onların işlettiği) Pardispanyan, Rallis, Horafas ve Karageorgiu adlarında plak mağazalarının gazete ilanları ve şehir rehberi kayıtlarının bulunduğu belirtiliyor.

Kaliviotis’in çalışması, İzmirli Rum, Ermeni ve Yahudi müzik gruplarının da geniş bir listesini veriyor. “Estudiania” olarak bilinen grupların isimlerine, hatta bazılarının üyelerinin adlarına varan detaylara ulaşıyoruz.

● ● ●

İzmir’de klasik doğu musikisi de elbette icra ediliyordu ve bunun temerküz noktası ise Mevlevihane’ydi. Mehmet Demirci hocanın yazdığı ve Yeni Asır’da yayınladığı makaleye göre Mevlevihane, Basmane’deki Patlıcanlı yokuşundaydı. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından binanın zamanla yok olup gittiği anlaşılıyor. Demirci’nin aktardığı bilgiye göre kadastroda Mevlevihane’nin bulunduğu belirtilen yerin yanındaki boş arazi mezarlık olarak geçiyor ki burası da dergâhın haziresi olmalı.

İzmir Mevlevihanesi Şeyhi Nurettin Dede.

İzmir Mevlevihanesi, özellikle sondan bir önceki efsane postnişin Nurettin Dede zamanında kentte musikinin merkezi olmuş bir yerdi. Nurettin Dede, dönemin İzmir’deki önemli Abdülhamit muhalifleriyle senli benli olmuş bir kişisiydi. Nitekim bir jurnalleme sonucu 1899’da Tevfik Nevzat, Tokadîzade Şekip, Abdülhalim Memduh ve Taşlıoğlu Ethem birlikte Bitlis’e sürülmüştü. Hem Ömer Faruk Huyugüzel’in ve hem de Hüseyin Avni Ozan’ın yazdıklarından Nurettin Dede’nin dönemin İzmirli önde gelen Türk entelektüellerinden biri olduğunu anlıyoruz.

Neyzen Tevfik’in yaklaşık olarak İzmir’de yaşadığı döneme ait fotoğrafı.

Nurettin Dede aynı zamanda Neyzen Tevfik’in yetişmesinde de önemli rol oynamış bir isimdi. Neyzen Tevfik, İzmir’de geçirdiği yıllarını ve Nurettin Dede’yi bir şiirinde şöyle anlatır:

(…) Tanıştı birçok e’âzımla şimdi İzmir’de
Bulundu hayli zaman meclis-i ekâbirde

Cenâb-ı Eşref’e, Abdülhalim Memduh’a
Şekîb’e, Hakkı’ya, Nevzâd’a, âh Ruhî Baba

Ederdi tekkede hizmet bu ehl-i irfâna
Karıştı işte bu yolda miyân-ı insâna

Rakım Elkutlu; İzmir Musiki Cemiyeti Başkanı ve Hisar Camii Müezzini.

İzmirli ünlü bestekâr ve din âlimi Rakım Elkutlu da Nurettin Dede’nin rahle-i tedrisatından geçmiştir. Hatta Elkutlu, Nurettin Dede’nin yeğenidir. Dede öldüğünde ve oğlu Celaleddin postnişin olduğunda yeni şeyhin yaşı küçük olduğu için Elkutlu, şeyh naipliği de yapmıştı. Ölene dek Hisar Camii imamlığını ve İzmir Musiki Cemiyeti Başkanlığını yapan Rakım Elkutlu, dört yüz elliden fazla beste bıraktı arkasında.

● ● ●

Bugün ne yazık ki İzmir, rebetikonun da eski Türk musikisinin de çok uzağında kaldı. Eski müziğin ötesinde kentte periyodik olarak -örneğin- modern ya da klasik caz dinleyebileceğimiz bir mekân yok.

Bir zamanlar Misirlou’nun yankılandığı Rıhtım’daki kulüplerden de eser kalmadı. Rakım Elkutlu’yu bilen, tanıyan çok az. Artık ne Eyüp Sabri’nin plak mağazası var, ne Corletti’nin piyano dükkânı, ne de Mevlevihane.

Ama hep söylüyorum; biz bütün bu şarkılar ve şarkıcılar hiç var olmamış gibi yaşıyor görünsek de onların yarattığı ve İzmir’in her bir taşına sinen kültür, bu topraklarda hayatını sürdüren insanların yaşam tarzlarını, tercihlerini bir şekilde etkilemeyi sürdürüyor.

(Bu yazı daha önce 26.01.2014 tarihinde MGK Medya’da yayınlanmıştır.)

Bir Cevap Yazın