Sıtkı Şükürer yazdı: Kaçırılmış zamanlar

İzmir’in önemli fikir insanlarından Sıtkı Şükürer, uzun süredir aralıklarla tartışılan Yunan adalarına tatile gitmek konusuna tarihsel bağlamda farklı bir bakış açısı getirdi. Şükürer’in sosyal medya hesabından yayınladığı yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz…


Çeşme’den Sakız Adası feribotla 20-25 dakika.
Bu aralar medyada sürekli Yunan Adaları güzellemeleri yapılıyor.
​Halkımız burnunun dibindeki bu yerleri yeni yeni keşfediyor.
​Ancak bir kısmımız bambaşka duygularla o tarafa gidiyor.
​İşte tam bu noktada o haklı soruyu sorma durumundayız.
​Niye bu böyle oldu, bu zamana kaldı?
​Bakınız; günümüzde en kapalı toplumlara örnek olarak Kuzey Kore gösterilir.
​Güneyinden koparılmış Kuzey Kore’ de nefes aldırmayan bir rejim var.
​İnsanların dış dünya ile ilişkileri yok.
​Ağır bir propagandanın etkisiyle, liderlerinin kendileri için en iyiyi yaptığına inandırılıyorlar.
​Kuzey Kore, uygarlığın insanlığa sağladığı tüm imkanlara mesafeli bıraktırılmış.
​Tam anlamıyla kapalı bir dünyada yaşıyorlar.
​Türkiye de böyle bir ülkeydi.
​Soğuk savaş döneminde Arnavutluk ve Kızıl Çin’le birlikte büyük ölçüde dünyadan tecrittik.
​Hal böyle olunca, Sakız Adasını hiç bilmezdi İzmirliler.
​Adeta merak etme duygularımız bile tahrip edilmişti.
​Şimdilerde hüzünlü “Mübadele” öyküleri eşliğinde, sararmış fotoğraflar arşivlerden yeni yeni çıkmaya başlıyor.
​Çok kültürü bir toplum “hoyratça” Ege’nin iki yönüne savurtulmuşlar.
​Yetmemiş, birbiriyle iletişimleri de “dağlanmış”.
​Hasretlerini gizlemişler, unutmaya koşullandırılmışlar, geçmişlerini yok varsayanlara karşı çıkamamışlar ve 90’lı yıllara bu şekilde gelinmiş.
​Artık bayram, seyran, tatil… İnsanlarımız imkanlarını zorlayarak, kaybolan yılların acısını çıkartırcasına, anneannelerin, dedelerin hatıralarını hissetmeye çalışıyor.

​Girit’e, Rodos’a, Kos’a gidenlerin, kaçırılmış zamanların hesabına fazla girmeden ama sebebini sorgulayan bakışları, geçmişin karar vericilerine olan sevgileri yüzünden hala “suskunluğu” tercih ediyor.
​Belki de elden bir şey gelemeyeceğini bildikleri için susuyorlar.
​Belki de tarihin hükmünü tekrar icra edeceğine dair inançlarıyla, demokrasinin rehabilite edici ikliminin, gün gelir onları tekrar birleştirmesini hayal ediyorlar.

Sıtkı Şükürer

 

Bir Cevap Yazın