Ferhat Fazeli: Grafik tasarımcı entelektüel olmalı

ENGİN TATLIBAL

Küresel çapta kitleleri sürükleyen Game of Thrones dizisinin cüce kahramanı Tyrion Lannister, “Neden bu kadar fazla kitap okuyorsun” sorusuna şu karşılığı verir: Siz kılıç kullanıyorsunuz; benim sermayem ise beynim. Kılıç için bileme taşı neyse, beyin için de kitap odur.

Gazetecilik mesleği için de bu yargı geçerli. Gazetecinin bileme taşı, kitaptır. Meslekteki yanlış algı ise sadece editöryel görevi olanlar için entelektüel birikimin gerekli olduğu. Aslında durum hiç de öyle değil. Sokaktaki muhabirden sayfa okuyan musahhihe kadar her gazeteci okumak ve entelektüel bir birikime sahip olmak sorunda.

Ferhat Fazeli, işte bu entelektüel birikime fazlasıyla sahip bir grafik tasarımcı. Küçük yaştan beri mesleğin içinde olan Ferhat, dostluğundan onur ve keyif duyduğum bir insan. Kimi zaman sabahlara kadar süren dergi mesailerimizdeki “merdiven boşluğu” molalarımızda Şirazlı Sadi’den Kemal Tahir’e kadar edebiyatın altını üstüne getiririz. Gül ve bülbül ilişkisinden başlarız, mevzu basın sektörünün durumuna gelince deve-eşek metaforuyla bitiririz. Bana göre Ferhat, müthiş birikimli bir insan olmanın yanı sıra çok sıra dışı bir göze sahip, mesleğinin üstadı bir tasarımcı. Bu iki özellik, söylediğimiz gibi, zaten birbirini besliyor.

İzmir basınının enerjik, dinamik, çalışkan ve esprili grafik tasarımcısı Ferhat Fazeli, bu vizyonla yanıtladı sorularımızı…

Ben seni İzmir’de sevilen bir grafiker olarak tanıyorum, ancak okuyucularımızın seni daha yakından tanıması kendinden bahsetmeni istiyorum… Ferhat Fazeli kimdir, bize anlatır mısın?

Tabii ki, seve seve… 33 yaşındayım, evliyim ve bir oğlum var. 19 yaşımda mesleğe adım attım. O günden bu yana sektörün içindeyim. Grafikerliğe hiçbir zaman iş olarak bakmadım. Mesleğim artık yaşamımın tam merkezi olmuş durumda. Aklım sürekli bu yönde çalışıyor, olaylara her zaman grafik yönüyle bakıyorum…

Çağımızda tasarım, hemen hemen her sektörde ayırt edici bir özellik olarak ön plana çıkmış durumda. Yazılı materyaller olsun, tekstil ürünü olsun, ev eşyası olsun, her ürünü katma değerli kılan şey tasarım, bu konuda düşüncen nedir?

Ürettiğiniz şey istediği kadar başarılı olsun, eğer doğru bir şekilde tasarlayamıyor ve sunamıyorsanız o ürün yok olmaya mahkumdur. Bu anlamda tasarım ve reklamcılık bence et ve tırnak gibi birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Ürünün devamlılığı ve pazardaki yeri açısından inanılmaz önemli ve gereklidir. Ürününün geleceğini ve yaşama süresini belirler. Günümüzde her marka televizyon, gazete ve dergi gibi farklı mecralarda reklam yayınlar. Bu anlamda reklamların dikkat çekmesi için en gerekli şey de tasarımdır.

…Aslında Türkiye’nin grafik tasarım ve reklamcılık açısından oldukça başarılı bir noktada olduğunu düşünüyorum.

Grafik tasarımı başarılı ürünlerin daha çok rağbet görmesinin sebepleri neler?

Biraz önce de bahsettiğim gibi, iyi bir tasarım ürünün ne kadar geniş kitlelere hitap edeceği üzerinde geniş rol oynar. Kapalı bir kutudaki ürünü doğru ve çarpıcı bir biçimde tanıtabilmek hem müşteri açısından, hem de ürünün sahibi açısından çok önemli bir avantajdır. İyi bir reklam, ürünün en çarpıcı ve doğru şekilde tanıtılmasına imkan tanır, ayrıca hem müşterinin ürün arayışında ona zaman kazandırır hem de ürünün satış potansiyelinin artırır…

…Biz okumayı çok sevmeyen daha çok başlık, spot ve fotoğraf üçlemesi arasında gidip gelen ve bu üçleme içerisinde maksimum bilgiye ulaşmaya çalışan bir toplumken, örneğin Almanya’da bir okuyucu yazı ağırlıklı tasarımlar sevebilir.

Türkiye’nin grafik tasarım konusunda durduğu yeri sen nasıl değerlendiriyorsun? Dünya trendleri ile ülkemizdeki durum arasında nasıl bir farklılık var?

Aslında Türkiye’nin grafik tasarım ve reklamcılık açısından oldukça başarılı bir noktada olduğunu düşünüyorum. Sektörün devi olarak gördüğümüz ABD’nin yanı sıra birçok ülkeyle yarışacak işler ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Tabii ki bu durum biraz içinde bulunduğunuz toplumun sizden ne beklediğiyle de ilişkili… Örneğin İngiltere’de pazarlayacağınız bir ürünle İran ya da Suriye’de pazarlayacağınız bir ürüne aynı tasarımı yapamazsınız. Mesela gazete tasarımlarını ele alalım, siz de başarılı bir gazeteci olarak çok iyi bilirsiniz ki Türkiye’deki okuyucu kitlesi için hazırlanacak bir dergi, gazete ya da herhangi bir yayın türü ile Almanya’daki okuyucu için hazırlanan bir ürünün tasarımı bir olamaz, olmamalı da zaten. Biz okumayı çok sevmeyen daha çok başlık, spot ve fotoğraf üçlemesi arasında gidip gelen ve bu üçleme içerisinde maksimum bilgiye ulaşmaya çalışan bir toplumken, örneğin Almanya’da bir okuyucu yazı ağırlıklı tasarımlar sevebilir. Bu da tasarım algılarımızdan tutun da tipografik alışkanlıklarımıza kadar birçok tasarımsal manevramızı değiştirir…

Tasarım sanatlarında teknolojiyi takip etmek kadar yeni kuşağın yaşam tarzını da takip etmek önemli… Buna katılıyor musunuz?

Aslına bakarsınız ikisini birbirinden ayırmak mümkün değil. Teknoloji bir grafikerin mesleki yaşamını sürdürmesi açısından ne kadar hayati bir rol oynuyorsa, yaşamsal olgular, sosyal yapı ve dinamik, genç nesil de bir o kadar önemli. Bizler insanların beğeni ilgi ve isteklerinden besleniyoruz.

Grafik tasarım mesleği, audio-visuel sanatların popülerlik kazanmasıyla daha da fazla ön plana çıktı. Mesleğin geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yavaş yavaş her şey dijitalleşme yolunda ilerliyor. Audio-visuel olgular daha aktif ve verimli kullanmaya müsait. Görsel ve işitsel verileri aktif kullanmak daha geniş kitlelere ulaşmak yolunda çok önemli bir silah. Bu yüzden de günümüzde, televizyon reklamlarının en pahalı ve en etkili reklam araçları olduğunu söyleyebiliriz.

…Bir grafik tasarımcının sanata, toplumsal olaylara, sosyoloji, psikoloji gibi alanlara ilişkin bilgisi ve fikri olmalıdır.

Reklamcılıkta eğitim almadan bu işi yapmak isteyen genç arkadaşlara neler tavsiye edersiniz? Bir insanın kendi başına çabalayarak öğrenebileceği bir meslek midir? Bu sektörde diplomasız başarılı olmanın sırrı nedir?

Eskiden bu alanda eğitim veren fazla eğitim kurumu yoktu. Dolayısıyla meslekte ‘alaylı’ olarak adlandırdığımız kişiler sektöre hakimdi. Mesleğe küçük yaşlarda başlarlar yıllar içinde işi öğrenirlerdi. Ancak günümüzde, grafik alanında eğitim veren pek çok üniversite, kurum ya da kuruluş var. Buralarda eğitim alanlar teorik bilgilerini sektörde pratikle geliştirerek eleman açığını başarıyla dolduruyorlar. Ancak ‘okullu’ ya da ‘alaylı’ ne olursa olsun, bu mesleği yapmak isteyen kişilerin her zaman kendilerini geliştirmeleri, gelişen teknolojiyi takip etmeleri, sektörün istek ve beklentilerine cevap verebilmeleri gerekiyor.

‘Ben grafikerim’ demek için ne gerekli?

Sadece reklamcılık ve tasarım programlarına hakim olmak yetmez. Bir grafik tasarımcının sanata, toplumsal olaylara, sosyoloji, psikoloji gibi alanlara ilişkin bilgisi ve fikri olmalıdır. Açıkçası, bir şey hakkında konuşurken ve yorum yaparken sadece söylemiş olmak için söylememek gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde sahip olduğu az bilgiyle her şey hakkında yorum yapan pek çok insanla karşılaşıyoruz. Söyleyeceğimiz her sözün altı bence dolu olmalı…

 

Bir Cevap Yazın